"KIPIRDAMA ÇEKİYORUM"


Bu makale 2017-08-16 21:09:15 eklenmiş ve 202 kez görüntülenmiştir.
MURAT ÖZÇELİK

 

Mümkün olduğunca sosyal medyada meslektaşlarımı takip ederim veya arkadaş listeme eklerim. 

Neler yapıyorlar, nasıl çalışıyorlar, yeni yöntemler geliştirmişler mi, çalışıyorlar mı, geziyorlar mı, Konfüçyüs gibi yazılar mı paylaşıyorlar Polat Alemdar gibi racon mu kesiyorlar.. 

 

Sosyal medya için bir köşe yazısı yazmalıyım diyeceğim de, onun köşesi değil kitabı olur. 

Son zamanlarda ise dikkatimi çeken özellikle fotoğrafları :)

Kartvizit’lerde, flyer’larda veya profil fotoğraflarında, kısaca sosyal medyada kullandıkları fotoğraflara fena sarmış durumdayım..

TV de ne olsa seyreden amcalar gibi yakından takip ediyor çoğu zamanda çok eğleniyorum. 

İnönü Mahallesi muhtar adayı gibi foto koyanı da var, Casablanca pavyonunda sahne alacak gibi olan da..

Mercedes’in burnunda oturup 'arkamdaki benim' gibi bakanı da var, elde tesbih İtalyan kalkık yakalı çakma Al Paçino pozu veren de... Bana güvenebilirsin duruşu olan da var, arkanı kolla duruşu olan da :)

Bu yazıyı okurken gözü yandaki fotoya kayan varsa konu benimle alakalı değil. Tonla foto verdim bir doğum gününde çekilmiş fotoğrafı seçmişler :)) Yazı dili mizahi olduğu için eğlenceli bir fotoğraf seçimi olmuş diyerek kurtarayım en son :)

Bu kadar ahkam kestiğime bakmayın. Seneler önce gayrimenkulle alakalı ilk kartvizitime yokluk, vizyonsuzluk, eğitim eksiliğinden kaynaklı nişan fotoğrafımı koymuş adamım. 

O kadar da barizdi ki bu durum “ boşver daha samimi duruyor “ diye de züürt tesellisi yapıyordum. 

Sonrasında biraz para kazanmaya başlayınca aynı nişan fotoğraflarımı bastırdığım fotoğrafçıda vesikalık çektirip koydum. Hiiç bana benzemeyecek kadar shop’latmayı ihmal de etmedim tabiki. 

Hatta işe başladığım ofis yeni açılmıştı ve bereket olsun diye lokma döktürdük. 

Lokma genelde İzmir'de ölmüş insanların arkasından iki dua okunsun diye döktürülür ama biz bereket olsun bir de reklam olsun diye döktürmüştük. Lokma dökülen tepsinin kenarına da kartvizitlerimizi koyduk. Alsınlar, arasınlar, bize evlerini satalım diye versinler. Vay arkadaş kimsenin aklına gelmez diye de böbürleniyoruz. 

Teyzenin biri lokmayı yedi, benim kartımı aldı “vah vah pek de gençmiş. Okudum fatihasını” dedi :) 

Hemde gözümün içine baka baka. 

Düşünün o kadar bana benzemiyordu fotoğrafım..

Tecrübe ile sabit anlattıklarım. Boş konuşmuyoruz herhalde. 

En güzeli de yaşananların anlatılması değil mi :))

Sonrasında hem aklım başıma geldi, hem para kazanmaya başladım hem de bu vizyona ulaştım ki gittim en meşhur fotoğrafçıda çektirdim. Şu an tüm satış ekibimi gerekirse ben finanse edip bu tarz fotoğraflar çektirmeye yönlendiriyorum.

Bu durum satılık gayrimenkullerde trajediye dönüşebiliyor.

Dağınık, yıkanmamış bulaşıklarla dolu lavabo önü sarı bezli mutfaklardan

kapağı açık klozetli, duşakabininde paspas kovalı banyolara, dağınık yataklı hatta pijamalı yatak odalarından akşamdan kalma salonlara...

Işığın ayarlanması, geniş açı ile alanın tam yansıtılması, 360 derece çekim, profesyonel bir fotoğrafçı ile çalışmalar falan hayalleri süslüyor..

Bu gözler salonda sehpada rakı bardağı haydari gördü. :) Ev satılıyor diye efkar yapılmış :)

Yine gayrimenkul sektörüne ilk başladığım zamanlar hem sevdiğim bir dostum hem de profesyonel fotoğrafçı olan bir arkadaşımla bu konuda çalışmaya başladım. 50 TL veriyordum satmak istediğim evin profesyonel çekimine.

Benim her zaman hem ev sahiplerine karşı hem de potansiyel alıcılara karşı alnım açık başım dikti. 

2 megapiksel telefon kamerası ile değil de böyle profesyonel biri ile çalıştığım için ev sahibi kendini çok özel hissediyor, bir önceki evin fotoğrafları ile benim sattığım evin fotoğraflarını kıyaslayan alıcı adayım da bir anda Adriana Lima yengeyi görmüş gibi silkeleniyordu :)

O zamanlar gayrimenkul sektöründe ilk adımları atmamı sağlayan broker’ım ve diğer arkadaşlarımın da faydalanması için ofise davet ettim fotoğrafçımı. Herkes her bir portföy için 50 TL yi duyan far görmüş tavşan gibi kalınca da sadece ben profesyonel çekim yaptırmaya devam ettim. 

Ya katalogtan ev satarcasına işinizi güzel yapacaksınız, ya da yatağın kenarındaki o çorap yüzünden alıcı kaybedeceksiniz..

 

 

Ofisin 1.si belliydi 2.cilik için yarıştılar ben ayrılana kadar :))

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Adres Gazetesi sanalbasin.com üyesidir
© Copyright 2016 Adres Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu yazılım Www.OlivinAjans.com Turan KAYĞUSUZ Tarafından Editlenmiştir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
RÖPORTAJ
Ali Peker
Süleyman MANGU
EMİNE BARDAK
SİNA YAĞMUR
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi